Türkiye, güçlü bir tedarik merkezi olmaya aday

Türkiye, güçlü bir tedarik merkezi olmaya aday

Dünya tedarik zincirindeki değişikliğin hızlandığını ve bölgeselleşme stratejilerinin öne çıktığına belirten İMEAK DTO Başkanı Tamer Kıran, “Tedarik zincirinde Çin’den doğacak boşluğu Türkiye olarak sektörlerimizle doldurmak ve güçlü bir tedarik merkezi olmak için kuvvetli bir adayız” dedi.

25 Kasım 2021 - 13:19
Reklam

Akdeniz Denizcilik Zirvesi Türkiye’den ve yurt dışından birçok denizcinin katılımıyla gerçekleşti. İstanbul Marriott Hotel Asia’da gerçekleşen zirveye İMEAK Deniz Ticaret (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, İMEAK DTO Meclis Başkanı Salih Zeki Çakır, Türk Armatörler Birliği Başkanı Cihan Ergenç, Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) Pınar Kalkavan Sesel, Gemi Brokerleri Derneği (GBD) Başkanı Semih Dinçel ve çok sayıda STK temsilcisi ile denizci katıldı.

Zirvede açılış konuşması yapan İMEAK DTO Başkanı Tamer Kıran, dünyanın en büyük lojistik destinasyonlarından biri olan Akdeniz’de denizcilik sektörünün geleceğinin ele alındığı toplantıda bulunmaktan mutlu olduğunu belirterek söze başladı. Konuşmasına İstanbul’un önemine değinerek devam eden Kıran, dünyanın en önemli su yollarından Türk Boğazlarından (İstanbul ve Çanakkale) yılda yaklaşık 80-82 bin adet gemi geçtiğini ve toplantının yurt dışından gelen katılımcılara yoğun deniz taşımacılığını görmeleri açısından bir fırsat sunduğunu belirtti.

‘Akdeniz limanları küreselleşmenin kapıları olmaya devam ediyor’

Akdeniz’in tarih boyunca dünyanın zenginliğini besleyen insanlığın kültürel ve ekonomik alışverişinin mekânı olduğunu kaydeden Kıran, “Deniz taşımacılığının ana güzergahı, üretim ve tüketim merkezleri arasında oluşur. Bir bakıma Avrupa, Afrika ve Asya'nın ortak iç denizini andıran Akdeniz, okyanus bağlantısı ve bu üç kıtasal ulaşım ile Amerika kıtası ülkelerine bağlıdır. Akdeniz limanları ve Anadolu, 21. yüzyılda küreselleşmenin kapıları olmaya devam ediyor. Akdeniz aktarma limanları, bağlantı yolları ile kuzeyde Karadeniz, Balkan ülkeleri, doğuda Hazar Denizi havzası, Ortadoğu bölgesi ve güneyde Afrika boynuzu ile çok daha büyük bir nüfus ve ekonomik güce sahiptir” dedi.

Deniz taşımacılığında büyüme bekleniyor

Dünya taşımacılığının büyük bölümünün gemilerle yapıldığını ve deniz taşımacılığının küresel ticarette çok önemli bir paya sahip olduğunu dile getiren Kıran, “Yaklaşık 2 yıldır Dünyayı etkileyen pandemi sürecinde hacimde küçük bir azalma olmasına rağmen, 2021 ve sonrasında deniz taşımacılığında önemli bir büyüme olacağı tahmin ediliyor. Türkiye'yi çevreleyen denizler açısından orta vadede Karadeniz ticaretinin yanı sıra Akdeniz ve Ege rotalarındaki ticarette de hızlanma bekleniyor” diye konuştu.


Türkiye, Çin’den doğacak boşluğu doldurmaya aday

Covid-19 pandemisinin dünya tedarik zincirindeki değişikliği hızlandırdığını ve şirketlerin güçlü tedarik zincirleri oluşturmak için çeşitlendirme ve bölgeselleşme stratejilerini öne çıkardığını aktaran Kıran, “Yeni dönemin Akdeniz’de üretim ve lojistik yönünden daha sıkı işbirliğine vesile olması bekleniyor. Tedarik zincirinde Çin’den doğacak boşluğu Türkiye olarak güçlü sektörlerimizde doldurmaya, güçlü bir tedarik merkezi olmaya kuvvetli bir aday olduğumuzu belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

Yeşil dönüşüm süreci takip ediliyor

Son yıllarda dünya gemi ticaret filosunun denizaşırı ticaretin ve denizyoluyla taşınan yüklerin artmasıyla güvenlik ile çevre risklerinin artmaya başladığına işaret eden Kıran, şöyle devam etti; “Deniz emniyetinde yüksek standartların belirlenmesi, denizde can ve mal emniyeti ile deniz kirliliğinin önlenmesi hususlarına katkıda bulunmak amacıyla denizcilik sektörüne yönelik birtakım tedbirler alınıyor. Aynı zamanda, etkilerini günlük yaşantımızda artarak hissettiğimiz iklim değişikliği tehdidi dünyanın karşılaştığı ciddi riskler sıralamasında en başta yerini alırken, bu tehdidin küresel ekonomi politikalarını, uluslararası ticaretin kurallarını ve ürün standartlarını da hızla değiştireceği öngörülüyor. Bu çerçevede, Avrupa Komisyonu tarafından 2019 yılında duyurulan Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında 2050 yılında Avrupa’nın iklim nötr ilk kıta yapılması hedefleniyor. Bu hedef dahilinde denizcilik faaliyetlerini de kapsayan ulaşım sektöründen kaynaklanan emisyonların önemli oranda azaltılması hedefleniyor. Nötr iklim hedefi doğrultusunda 2020 yılında açıklanan Sürdürülebilir ve Akıllı Ulaşım Stratejisi kapsamında, 2050 yılına kadar ulaşım sektörü emisyonlarında yüzde 90 azalma hedefi biliniyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı uygulamaları ve Emisyon Ticaret Sistemi’nin denizcilik sektörünü de kapsayacak şekilde genişletilmesi süreci izlenmekte ve AB’nin önemli bir yeşil dönüşüm sürecinde olduğu görülüyor.”

Akdeniz’in korunması için kıyıdaş ülkeler arasında işbirliği

Türkiye’nin de taraf olduğu Barselona Sözleşmesi çerçevesinde Akdeniz deniz çevresinin korunması ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması için kıyıdaş ülkeler arasında işbirliği çalışmalarının da yürütüldüğüne dikkat çeken Kıran: “Bu kapsamda, Mart 2024’e kadar Akdeniz’in SECA ilan edilerek yürürlüğe girmesine yönelik bir yol haritası belirlendi. Akdeniz için Bölgesel Acil Müdahale Merkezi (REMPEC) tarafından gemilerin düşük kükürtlü yakıt kullanımına yönelik yapılan çalışmaların denizcilik sektörümüze etkileri, gemilerin yakıta uyumu, yakıt tedarik imkanları, Akdeniz'de SECA’nın bölgemize ve sektörümüze etkilerini içeren teknik konularda çalışmalar gerçekleştiriliyor. İlgili Bakanlıklarca da bahse konu hususlarda uluslararası düzeyde girişimlerde bulunulmaktadır” diye konuştu.


Türkiye, AB’nin çevre hassasiyetine gerekli duyarlılığı gösteriyor

Kıran, şunları söyledi: “Akdeniz’in SECA alanı ilan edilerek yürürlüğe girmesi sürecinde Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde deniz ticareti ve uluslararası alanda rekabeti idame edebilmesi, öne geçebilmesi ve sürdürülebilir temiz bir çevreye katkı sunabilmesi için bu durumun gereklerini kesintisiz yerine getirebilecek teknik ve lojistik altyapıya sahip olması ihtiyacı bulunuyor. Bu durumda, uluslararası toplumun, özellikle Avrupa Birliği’nin çevre hassasiyetine Türkiye’nin de gerekli duyarlılığı gösterdiğini vurgulamak açısından ve ayrıca kültürel ve ekonomik kriterler yanında gemi kazaları ve çevre kirliliği riski sebebiyle, uzun kıyı şeridimizin bulunduğu Akdeniz, Ege, Türk Boğazları ve Marmara Denizi ile Karadeniz’in bir bütün halinde Baltık Denizi gibi Kükürt Emisyon Kontrol Alanı (SECA) uygulamalarına tabi olmasının uygun olabileceği değerlendiriliyor.

THE CRUISE LIFE

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Pandeminin küresel çapta turizme maliyeti 2 trilyon dolar
Pandeminin küresel çapta turizme maliyeti 2 trilyon dolar