Gastronomi turizminde Türk mutfağı yerelliğini korumalı
Reklam

Gastronomi turizminde Türk mutfağı yerelliğini korumalı

İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü mezunu Seçil Moler ile Ece Fenerci; "gastronomi turizmi için Türkiye mozaiği büyük avantaj, Türk mutfağı yerelleşmeden uzaklaşmamalı“

26 Ağustos 2015 - 14:04
Reklam

İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü mezunu Seçil Moler ile Ece Fenerci; "gastronomi turizmi için Türkiye mozaiği büyük avantaj, Türk mutfağı yerelleşmeden uzaklaşmamalı“ dedi. Türkiye'de turizm gelirleri içinde en büyük pay yeme içmenin . Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin gastronomi turizm raporuna göre, son 11 yılda yabancı turist yeme içmeye 59 milyar dolar harcadı. Bu rakam konaklamanın da önüne geçti. Yalnızca geçen yıl gelen 41.5 milyon turist, leziz yemekler için 6.5 milyar doları cebinden çıkardı. Ege de aslan payı için harekete geçti. Ege'nin gurme turizmindeki başkenti Alaçatı . Michelin yıldızlı şeflerin hazırladığı tatlar, Arnavut rımlı sokakları kapladı. Yeme içme turizmi, aşçılara bakışı değiştirdi. Meslek adeta 10 basamak birden atladı. Lezzetleri sunanlar alaylı olmaktan çıkıp üniversite eğitimli, donanımlı, yabancı dil bilen kişilerden oluşmaya başladı. Üstelik üniversiteli şefler ciddi transfer ücretleriyle de gündem . AMAÇ KARIN DOYURMAK DEĞİL İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü'nden birincilikle mezun olan Seçil Moler ile Ece Fenerci işte bu isimden ikisi. Atatürk'ün annesini yaşadığı Langaza Köyü'nden adını alan Alaçatı'daki Langaza restoranın iki kadın şefi, hem alaylı hem üniversiteli. İkisi de hem İzmirli hem Giritli. İkisi de mübadil çocuklarından ve Ege'nin ilk deneysel-mübadil mutfağının da yaratıcısı. Langaza'da yemek, karın doyurmanın ötesinde bir hal almış durumda. Mezun ktan sonra mutfak antropolojisi üzerine yüksek lisansına devam eden Seçil Moler ile Ece Fenerci, "Alaçatı bir kadın kenti. Gastronomi turizmi açısından bulunmaz bir nimet. Sokaklarından kadını alırsan bir şey kalmaz. Langaza da bu açıdan dişi bir mekan. Amaç sadece para kazanalım, sezonu kapatalım değil. Bizim insanlarımız Girit'te, Girittekiler ise burada. İki mutfağı birbirini bağlamak istiyoruz. Asıl hedefimiz ise herkes burada kendini evinde hissetsin, bunu sağlamak" dedi. LEZZETİ LEZZET İÇİNDE SUNMALI Dedesinin 1923 yılında Girit'ten gemiyle ilk gelenlerden ğunu belirten Moler, babasının 40 yıldır İzmir'de işlettiği restoranda, Kökleri Selanik'e dayanan Ece Fenerci ise dedesi ve anneannesinin Kuşadası'nda işlettiği restoranda tecrübe kazanmış. Her iki şefte bunu üniversite eğitimleriyle bir adım öteşe taşırken, Alaçtı'nın mutfakta bir devrime hazır ğu konusunda hemfikir klarını söyledi. Fenerci, "Bakın, Türkiye'de milyonlarca farklı tarif var ve bunlar yapılmıyor. İnsanlar alışmış, balığı at ızgaraya ver gitsin mantığı var. Böyle olmaz. Mutfak sektöründen Ege çok ciddi kazançlar elde edebilir. Bunun yolu kendimizi geliştirmekten geçiyor. Lezzeti, lezzetli olarak sunmadıktan sonra gerisinin önemi yok" diye konuştu. EN BÜYÜK HATA Gastronomi turizminde en önemli konunun "müşteri bir kere gelsin, yüksek hesabı ödesin bir daha ister gelsin ister gelmesin yaklaşımı" ğunu ifade eden Fenerci, "Bir yemek istiyorsun, sana çok abartı fiyatlar çekiyorlar. Menüyü ran var. Turist kendi ülkesinde yediğini burada yerse ne farkımız kalır. Bu en büyük hata olur. İşte gastronomi de ilk buna dikkat edilmesi gerekiyor" dedi. "TÜRKİYE MOZAĞİ AVANTAJIMIZ" Sektörün kendisini yenilemesi gerektiğine dikkat çeken Seçil Moler, "Öyle ustalar var ki 'Bu böyle olacak, başka türlü olmaz" lafının içine gömülmüş, bunu aşamıyor. Kendini geliştirmez, aynı tabağı aynı şekilde 30 yıl servis eder. Bir otelde komi olarak başlayan gastronomi mezunu insana, 'Kavanoz aç, orayı temizle, soğan patates soy' diyerek onu bundan ibaret sanıyor. Aslında kendi geleceğinden korkuyorlar. Kendilerini sallantıda hissediyorlar. Artık değişim başladı, buna ayak uydurmak bir mecburiyet" diye konuştu. Türkiye'nin mutfağında yerelleşmesi gerektiğini söyleyen Fenerci, "Bizim milletimiz küreselleşmeyi seviyor ama mutfakta yabancılaşmamak gerek, Türk mutfağının yayılması için yerelleşmeliyiz. Dünyadaki en zengin mutfak. Çünkü biz karışık bir milletiz. Bu nadir bir özellik. Bu kadar farklı kültürün birleşmesini mutfağımızda anlatamıyoruz, çünkü insanlar kolayı tercih ediyor" dedi. 7DENİZ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
29 Ekim tatili için en güzel rotalar
29 Ekim tatili için en güzel rotalar
İstanbul’a gelen turist sayısı kentin nüfusunu geçecek
İstanbul’a gelen turist sayısı kentin nüfusunu geçecek